top of page

Neden HDP, Neden Şimdi?


Bu soruyu cevaplamak adına pek çok teori ortaya koymak mümkün. Öncelikle kapatma davası Erdoğan’ın Biden yönetimiyle bir diyalog arayışı sırasında ortaya çıktı. Bu açıdan oldukça şaibeli bir çıkış çünkü HDP’nin kapatılma davasının Türkiye ABD ilişkilerine fayda sağlamayacağı aşikar. Nitekim kararın gecesinde ABD Dışişlerinden demokrasi vurgusu yapan bir açıklama yapıldı.


Öyleyse Erdoğan ABD ile ortak bir zemin ararken neden böyle bir davaya izin verdi?


Bunun birinci sebebi Kürt seçmen ile Erdoğan’ın arasının onarılamayacak ölçüde açılması. Metropoll’ün Şubat ayı anketinde “Erdoğan’a asla oy vermem” diyenlerin başını %64.5 ile HDP seçmeni çekiyor. CHP seçmeninde bile bu oranın %60 olduğunu belirtirsek manzara daha da netleşir. Erdoğan’ın Kürt seçmenin bu kadar nefretini kazanmasındaki etkenleri; MHP ile yaptığı ortaklık, Demirtaş’ın hapiste olması ve HDP’li belediyelere atanan kayyumlar olarak sıralayabiliriz. Ama elbette bu hikayenin bir de geçmişi var.




Ak Parti Çözüm Süreci sebebiyle 7 Haziran seçimlerinde %40’a kadar gerilemiş ve meclisteki çoğunluğunu kaybetmişti. Aslında Ak Parti 7 Haziran Seçimlerinde iktidarını kaybetti. Kürt oylarını almak isterken milliyetçi oylardan oldu ve milliyetçi oyların ne kadar değerli olduğunu 7 Haziran’da anladı. Erdoğan’ın Demirtaş’a olan hıncı da buradan kaynaklıdır çünkü Çözüm Süreci ile HDP oylarını da kendine çekeceğini zannetmişti ancak Demirtaş Çözüm Sürecine rağmen HDP’yi Erdoğan karşıtlığında tutmaya gayret etti. “Seni Başkan yaptırmayacağız” konuşması bunun en somut örneğidir. 7 Haziran Seçimlerinde ne Kürtlerden ne de milliyetçilerden umduğunu bulamayan Erdoğan’ın imdadına Devlet Bahçeli yetişti. Aralarında nasıl bir pazarlık olduğunu bilmiyoruz, zira bu bilgiye Devlet Bahçeli dışında vakıf olan kimse yok ama o gün AKP de MHP de Türk siyaseti de değişti. Hatırlayacağınız üzere Devlet Bahçeli hiçbir Başkan Yardımcısına danışmadan peşinen CHP ile hiçbir koalisyon yapmayacağını açıklamıştı. Ak Parti ile pazarlık etse bakanlıkların yarısını alabilecek kadar eli kuvvetliydi ama Devlet Bahçeli Ak Parti ile de koalisyon yapmayacağını söyledi. MHP 1 Kasım seçimlerine kadar Ak Parti’nin karşısındaymış gibi davranmaya devam etti ancak AKP-MHP birlikteliğinin miladı, 7 Haziran gecesidir. Ne olduysa o gece oldu. 7 Haziran sonrasında ülkede bombalar patlamaya başladı ve Ak Parti Çözüm Sürecinden 180 derece dönerek milliyetçi bir çizgiye doğru evrildi.


1 Kasım seçimlerinde Ak Parti, kaybettiği milliyetçi oyları yerine koyarak yeniden bir zafer kazandı. MHP oyları 7 Haziran’da %16’yı aşmışken 1 Kasım seçimlerinde %11.90'a geriledi. 1 Kasım sonrası Ak Parti – MHP birlikteliği su yüzüne çıkmaya başlarken, iktidar isteyen milliyetçiler de Meral Akşener, Koray Aydın, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ ile birlikte MHP’den yollarını ayırmaya başladı. AKP-MHP birlikteliği derinleştikçe de MHP’den kopuşlar hızlandı ve çok güçlü adımlarla İYİ Parti’nin temelleri atıldı.


İlerleyen süreçte İYİ Parti’nin özellikle kentlerdeki milliyetçi seçmen üzerinde (seküler milliyetçiler) büyük bir hakimiyet kurması dengeleri yeniden değiştirdi. Erdoğan, 24 Haziran seçimlerini türlü uğraşlar sonucu kazandı ancak bugün gelinen noktada AKP+MHP oyları %50+1’in yanından bile geçemiyor. İstanbul ve Ankara’nın da kaybedilmesi, muhalif seçmene özgüven aşılarken, Erdoğan’ın iktidarı kaybetmeye ne kadar yakın olduğunu da gösterdi. Konuya Erdoğan’ın penceresinde bakarsak durum pek iç açıcı değil.


1- Erdoğan’ın olası seçimde 2. Turda Kürt oylarını alması çok zor gözüküyor. Bu oyların Erdoğan nefreti sebebiyle karşısındaki adaya yönelmesi söz konusu. Ve karşısındaki aday kim olursa olsun.

2- Ak Parti’nin oyları 18-24 yaş aralığında iyice geriliyor. Gelecek seçimlerde oy verecek 18-24 yaşları arasındaki gençlerin çoğunluğu AK Parti dışında bir iktidar görmediler. Internet’in içinde doğan bu kuşağın eşitlikçi ve özgürlükçü düşünce yapısı Erdoğan ile taban tabana zıt duruyor. Ve bu kitleye her yıl 1 milyon kişi daha katılıyor.

3- Damat Beyin bakanlığı büyük bir enkaz bıraktı. Bu enkaza covid salgını da eklendi ve ekonomi berbat durumda.

4- İktidar ortağı MHP’nin oyları da azalma eğiliminde ve bu durum %50+1 şansını iyice azaltıyor.


Bu durumda 2023 yılındaki seçimlerde Erdoğan’ın iktidarını koruma olanağı gözükmüyor. Son bir yılda Erdoğan bu gidişatı tersine çevirmek için türlü yollar denedi.


Ayasofya ibadete açıldı. Doğal gaz müjdeleri verildi. Saray medyası her gün Erdoğan’ın başka bir rakibini karaladı. Bunların hiçbiri Erdoğan’ın oyunu artırmadığı gibi güç kaybetmesinin önüne geçemedi. Cumhur İttifakı gerilerken İYİ Parti yükselmeye devam etti. Bunun üzerine daha önce adını bile anmadıkları İYİ Parti iki kez yerli ve milli edilip, Cumhur İttifakına davet edildi. Meral Akşener’den kesin bir red cevabı gelince de iktidarın elindeki kozlar tükendi.

Eğer eli kaybedeceğiniz ortadaysa ne yaparsınız? Oyunu bozup kartları yeniden dağıtırsınız. İşte HDP davası da kartların yeniden dağıtılmasıdır. Yeni bir kaos ortamı yaratıp, bu kaostan yeni bir iktidar çıkarma arayışıdır. Bu sonunu bildikleri bir oyun değil, sadece yeni dağıtılacak elde daha iyi kartlar gelmesini umuyorlar.


Bu yeni oyundaki en büyük beklentileri İYİ Parti’yi yürüdüğü ince uzun yoldan sağa ya da sol tarafa düşürmektir. Bu yüzden bu dengeyi sarsmak için şimdiye kadarki en güçlü vuruşlarını yapıyorlar. İYİ Parti’nin HDP’den yana oy kullanması durumunda milliyetçi oyları kendine çekmek için uğraşacaklar ki bu koşulda İYİ Parti’nin içeride de tartışma yaşamasını bekliyorlar.


Peki İYİ Parti HDP’nin kapatılması yönünde oy kullanırsa? Bu durumda da muhalif seçmen ile İYİ Parti’nin arasını açarak özellikle gençlerde oyunu artıran İYİ Parti’nin büyümesine nokta koyacaklar. CHP ve İYİ Parti'nin farklı oy vermesi Millet İttifakını bozmaz ama muhalif seçmenin CHP etrafında konsolide olmasını sağlar.


Ak Parti her iki koşulda da karlı çıkacak. İYİ Parti "kapatılmasın" derse milliyetçi oyların gelmesini bekleyecek, İYİ Parti "kapatılsın" derse de muhalif seçmenin İYİ Parti’den çok CHP’nin etrafında konsolide olmasını sağlayacak. Eğer gelecek seçimi de AKP-CHP arasına sıkıştırırlarsa, bu seçimden galip gelebilirler. Asıl korkuları bir sağ partinin Millet İttifakındaki ana hissedar olmasıdır. İYİ Parti'nin oyu CHP'nin önüne geçerse AKP ile Millet İttifakı arasındaki korku bariyerleri yıkılacağından bunun olmasını istemiyorlar. Çünkü böyle bir durumda, Erdoğan’a 19 senedir seçim kazandıran korku stratejisi çöker. 24 Haziran’daki baskın seçimleri İYİ Parti’nin 1 Nisan’daki olağanüstü kalabalık kongresi tetiklemişti. HDP davasının bugün, bu zamanda yapılmasının sebebi de Erdoğan’ın masasında duran ve İYİ Parti’yi %15'lerin bile üzerinde gösteren anketlerdir. En büyük korkusu, kendisine kolay seçimler kazandıran ana muhalefetin değişmesidir.






Kommentare


bottom of page